İçeriğe geç

gardolap mı doğru ?

Gardolap mı Doğru?

Şimdi bir düşünün, garip bir kelime değil mi? “Gardolap”… Hani, biraz kulağa garip geliyor, değil mi? Sanki bir kelime bir araya gelmiş de, aralarında hiç anlaşamamış gibi. Ama sonra, “Gardolap mı doğru?” sorusu kafamda dönmeye başladığında, aslında bu kelimenin ne kadar derin bir anlam taşıyabileceğini fark ettim. İzmir’de yaşayan, sürekli espri yapan, ama içten içe her şey üzerine fazla düşünen bir insan olarak, bazen kelimelerin arkasındaki hikâyeyi çok fazla sorguluyorum.

Neyse, gelin bakalım, “gardolap” gerçekten doğru bir kelime mi? Yoksa bizim dilde bir yerlerde yanlışlıkla doğmuş, ancak şimdi kabul edilmiş bir yanlış mı? Bu yazıda hem bu sorunun peşine düşeceğiz, hem de günlük hayatın o absürt ama eğlenceli taraflarıyla “gardolap mı doğru?” sorusunu keşfedeceğiz.

Gardolap mı Doğru? Cevabı Nerede Bulacağız?

İlk olarak, bir sözlük açalım. Ne dersiniz? Hadi, hep birlikte bakalım.

“Gardolap”: Büyük ihtimalle Türkiye’de çoğumuzun bildiği, aslında “gardırop” diye doğru telaffuz edilmesi gereken ama yanlışlıkla halk arasında popülerleşmiş bir kelime. “Gardırop” ne demek? Hani şu kıyafetlerimizi yerleştirdiğimiz, bazen içinde kaybolduğumuz, bazen de abuk sabuk “aman Tanrım, bunlar ne kadar dağınık!” diye çıkıp kapısını kapattığımız şeyler… İşte o.

Ama neden “gardolap” değil, “gardırop”? Hep düşündüm. Belki de herkesin hayatında o kadar çok “g” harfleri var ki, “g” harfi bir noktada yük taşıyamaz hâle gelmiş olabilir. Yani, öyle değil mi? “G” harfi fazla çalıştırılınca, sonuçta bir şekilde ya kaybolur ya da yanlış bir şekilde kullanılır. Tıpkı benim gibi, bazen gereksiz yere fazla düşünen bir insan gibi.

Bir Gün “Gardolap” Denilen O Gerçek Olay!

Bir gün ofisteyim. Biliyorsunuz, ofis ortamları bazen o kadar sıkıcı olabiliyor ki, insan kendini biraz eğlendirecek bir şeyler arıyor. Tabii, ben de o kadar eğlenceli bir insanım ki, her fırsatı değerlendirmek için konuşmalara dalıyorum. “Gardolap” meselesi de burada başladı. Bir arkadaşım, biraz bana benzer şekilde “gardolap” dedi. Ve ben aniden irkildim. Bunu duyan birinin iç sesini bir anlık da olsa dinleyelim:

İç Sesim: “Yine mi? Bunu mu duydum? Ne demek ‘gardolap’?! ‘Gardırop’ diyemiyorsak, gerçekten biraz düşündürmeli.”

Bunu o kadar ciddiye aldım ki, bir an ofisteki herkesin bakışlarını hissettim. Herkesin kafasında aynı düşünce vardı: “Bu çocuk biraz fazla mı düşünmeye başladı? Yoksa sadece salakça bir şey mi söyledi?”

Ben (sesli): “Arkadaşlar, gerçekten ‘gardolap’ doğru bir kelime mi? Yoksa yanlış mı? Bunu düşünmediniz mi hiç? Lütfen, bir bakın internete!”

Evet, biraz fazla mı oldu? Hani ne demiştik, bazen fazla düşünen bir insan olmak da zor. Ama sonradan fark ettim ki, herkes “gardolap” demekle gayet rahat, ama kelimenin ne kadar yanlış olduğunu fark etmeden.

Gardolap mı, Gardırop mu?

Aslında bu kelimenin halk arasında nasıl evrimleştiğini tartışmak da ilginç bir konu. İzmir’de ya da daha geniş bir alanda, kimse “gardırop” demiyor da, “gardolap” diyor. Peki, neden?

Bir teoriye göre, “gardolap” kelimesi kulağa daha yuvarlak, daha kolay geliyor. Belki de insanlar, kelimenin daha doğal bir biçimde telaffuz edilmesinden hoşlanıyorlar. Hani, her şeyin kısaltılması ya da halk arasında söylenişi aslında bir dilin evrimidir, değil mi?

Ama şunu kabul etmeliyiz: Bir yanda dilin doğal akışı var, öbür yanda da doğru kullanım. Ve bu ikisi genellikle kavga eder.

Beni tanıyanlar bilir: Ben her zaman dilin doğruluğundan yana oldum. Her ne kadar bazen hatalar yapsam da, dilin yanlış kullanımının beni rahatsız etmesi, çoğu zaman ‘kelime polisi’ olmama sebep olur. Mesela şu “tüp geçişi” meselesi var. Tüp değil, “geçiş tüpü” olmalı ama kimse bana sormuyor. Ben de dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Gardolap ve Kıyafetler: Şu Dağınık Dünyamız

Bir de gardırop meselesi var, tabii. Gardırop dediğimizde hemen aklımıza dağınık bir oda, dağınık bir hayat geliyor. Öyle ya da böyle, gardolap ya da gardırop, ikisi de aslında bizim kıyafetlerimizi barındıran alanlar. Bir zamanlar, yaklaşık beş yıl önce, içimden bir ses, hayatıma düzen getirmem gerektiğini söyledi. O günden sonra, gardırop düzenlemeleri hayatımın en keyifli anlarından biri oldu.

İlk başta “Gardolap düzeni”ni kurmaya başladım, işte o sırada “gerçekten oluyormuş!” dedim. Fakat sonra fark ettim ki, gardolap ne kadar düzenli olursa olsun, bir gün mutlaka orada kayboluyorsunuz. Hani, ceketleri, tişörtleri düzenleyip, orada harika bir sistem kurabilirsiniz ama yine de o her sabah “ne giyeceğim?” sorusuyla karşı karşıya kalırsınız.

Bir gün…

Ben (aynı ofisteki arkadaşlarıma): “Arkadaşlar, bugün ne giysem? Gardolap bana yardımcı olmuyor! Bu yüzden gardolap mı doğru? Hayır, bence kesinlikle yanlış!”

O anki ruh halimi bile düşününce, kelimelerin önemi bir anda kayboluyor. Çünkü her zaman olduğu gibi, gardolap dediğiniz şey sadece bir nesne değil, aslında ruh halinizin bir yansıması haline geliyor.

Sonuç: Gardolap mı, Gardırop mu?

Evet, aslında “gardolap” kelimesi doğru değil. Ancak, halk arasında kabul edilmiş ve büyük ihtimalle bir daha düzeltilmesi zor bir kelime halini almış durumda. İster kabul edelim ister etmeyelim, dilimiz değişiyor. Gardolap da bu değişimin bir parçası.

Ama yine de, hayatınızı düzenlemek istiyorsanız, gardolap yerine gardırop kullanmanızı tavsiye ederim. En azından o kelime doğru olduğu için, bir an olsun iç sesiniz “Ahh, tamam! İşte bu!” diyebilir.

Yine de, ister gardolap deyin ister gardırop, günün sonunda önemli olan o gardırobun içinin düzeni… Çünkü kıyafetlerimizin düzeni kadar, hayatımızın düzeni de önemli, değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş