Değerli ziyaretçiler, Zod ekibi bu yazısında “Kara kaplumbağası su içer mi” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
Kara Kaplumbağası Su İçer mi? Kayseri’de Başlayan Sessiz Bir Hikâye
Kayseri’nin yazı serttir. Güneş tepede ağır ağır dönerken taş duvarlar bile ısınıp susar gibi olur. Çocukluğumda bunu pek anlamazdım ama şimdi geriye dönüp baktığımda her şey daha net geliyor. O günleri hatırladıkça aklıma hep aynı sahne geliyor: avlunun köşesinde duran küçük bir gölge, elimde plastik bir kap, içimde tuhaf bir merak… ve aklımda sürekli dönüp duran o soru: Kara kaplumbağası su içer mi?
O zamanlar bunu sormak bile garip gelirdi bana. Çünkü kaplumbağa dediğin şey zaten susuzluğa dayanıklı sanılırdı. Ama çocuk aklı işte, yine de emin olamazdım. Bir şey ya içiyorsa? Ya ben yanlış biliyorsam?
İlk Karşılaşma: Sessizliğin İçindeki Can
Bahçenin köşesinde bulduğum hayat
O yazı hiç unutmuyorum. Dedemin bahçesinde dolaşırken taşların arasında hareket eden küçük bir şey görmüştüm. Önce yaprak sandım. Sonra o yaprak yavaşça yürümeye başladı.
İlk hissettiğim şey heyecandı. Sonra biraz korku. Çünkü canlıydı ve çok yavaştı ama çok gerçekti. Elime aldığımda kabuğunun sertliği beni şaşırtmıştı. O an içimden tek bir şey geçiyordu: “Bu nasıl yaşıyor?”
İşte o gün başladı her şey. Küçük bir kara kaplumbağası, benim çocuk zihnimde büyük bir boşluk açtı.
Su kabı ve ilk deneme
Evden eski bir tabağı alıp içine su koyduğumda hissettiğim şey tarifsizdi. Sanki önemli bir iş yapıyormuşum gibi… Sanki bir hayat kurtarıyormuşum gibi…
Onu tabağın yanına koydum ve beklemeye başladım. Dakikalar geçti. Hiçbir şey olmadı. Saatler geçti, yine hiçbir şey olmadı. İçimde küçük bir hayal kırıklığı büyümeye başladı.
Kendi kendime sorduğum o soru o gün daha da büyüdü: Kara kaplumbağası su içer mi? Yoksa ben gereksiz bir şey mi yapıyordum?
Çocukluk Merakı ve Sessiz Bekleyiş
Gözlemle geçen günler
Sonraki günlerde onu sürekli izlemeye başladım. Sabah kalkıyorum, ilk işim bahçeye koşmak oluyordu. Su kabına bakıyorum, kaplumbağaya bakıyorum, hiçbir değişiklik yok.
İçimde tuhaf bir duygu vardı. Hem umut hem sabırsızlık. Onun su içmesini istiyordum çünkü bu, onun iyi olduğunu kanıtlayacaktı. Ama aynı zamanda içten içe korkuyordum: Ya içmiyorsa?
Bazen akşamları defterime yazardım. O yaşta bile günlük tutmak bana iyi gelirdi. “Bugün yine su içmedi” yazdığımı hatırlıyorum. Altına da küçük bir not: “Belki de kara kaplumbağası su içer mi diye düşünmek gereksizdir.”
Ama ertesi gün yine aynı şeyi yapıyordum.
Büyüklerin cevabı ve içimdeki boşluk
Bir gün dedeme sordum. Çok basit bir soruydu aslında ama benim için büyüktü:
“Dede, kara kaplumbağası su içer mi?”
Gülümsedi. Sonra yere bakıp “İçer ama sen görmezsin” dedi.
Bu cevap beni rahatlatmak yerine daha çok düşündürdü. Görmemek ne demekti? Ben görmüyorsam, gerçekten oluyor muydu?
O an çocuk aklımla ilk kez bir şeyi anlamaya çalışırken yetersiz hissetmiştim. Ve bu his içime sessizce yerleşti.
Bir Yaz Günü: Hayal Kırıklığı
Kuruyan toprak ve değişmeyen gerçek
Kayseri’nin o yazı çok kuraktı. Toprak çatlamıştı, otlar sararmıştı. Bahçede her şey susuzluğun ağırlığını taşıyordu.
Kaplumbağayı yine aynı köşede buldum. Su kabı hala oradaydı ama hiç dokunulmamış gibiydi. O an içimde bir şey kırıldı.
Kendime kızdım. Belki yanlış yapıyordum. Belki onu iyi besleyemiyordum. Belki de gerçekten kara kaplumbağası su içer mi sorusunun cevabı benim sandığım gibi değildi ve ben bunu yanlış anlıyordum.
O gün su kabını kaldırmadım ama biraz uzaklaştım. İlk kez ondan değil, kendi düşüncelerimden yorulmuştum.
İçimde büyüyen sessizlik
O akşam defterime hiçbir şey yazmadım. İlk kez kelimeler gelmedi. Sanki içimdeki merak yerini sessiz bir boşluğa bırakmıştı.
Kaplumbağa hala oradaydı. Ben ise onun gerçekten su içip içmediğini artık bilmiyordum.
Zamanın Geçişi ve Değişen Anlamlar
Çocukluktan kalan bir soru
Yıllar geçti. Okul, şehir değişikliği, yeni insanlar… Ama bazı sorular insanın içinde kalıyor. Benim için de öyle oldu.
Büyüdükçe öğrendim ki kara kaplumbağaları suyu doğrudan içmekten çok, yiyeceklerden ve çevreden alıyormuş. Ama bunu öğrenmek bile o eski merakımı tamamen silmedi.
Çünkü mesele artık sadece biyoloji değildi. Mesele benim o küçük bahçede hissettiğim şeydi.
Yine de bazen kendi kendime soruyorum: Kara kaplumbağası su içer mi? Belki evet, belki hayır… Ama asıl önemli olan benim o soruyu neden sorduğum.
Kayseri’ye dönüş ve eski bahçe
Birkaç yıl sonra yeniden Kayseri’ye döndüğümde eski bahçeye uğradım. Her şey değişmişti. Taşlar yerinden oynamış, ağaçlar büyümüş, duvarlar yıpranmıştı.
Bir an durup o köşeye baktım. Kaplumbağayı bulduğum yere.
İçimde tuhaf bir sızı hissettim. Sanki geçmişim orada kalmıştı ama ben onu artık göremiyordum.
Gerçekle Yüzleşme: Soru Değil His Kalan
Artık cevaptan çok anlam önemli
Büyüdükçe fark ettim ki bazı soruların cevabı aslında o kadar da önemli değil. Önemli olan o soruyu sorarken hissettiklerimiz.
Kara kaplumbağası su içer mi diye düşünürken aslında ben bir canlıyı anlamaya çalışıyordum. Onun sessizliğini çözmeye çalışıyordum. Belki de kendimi.
Çünkü o kaplumbağa susuz değildi. Sadece farklı bir ritimde yaşıyordu. Ben ise acele ediyordum.
İçimde kalan küçük çocuk
Bazen gece yürüyüşlerinde o eski halimi düşünüyorum. Elinde su kabıyla bekleyen, sabırsız ama iyi niyetli çocuk…
O çocuğa kızamıyorum. Çünkü o sadece anlamaya çalışıyordu.
Ve belki de en saf soru buydu: Kara kaplumbağası su içer mi?
Bugün: Daha Sessiz Bir Anlayış
Hayata farklı bakmak
Şimdi hayat daha hızlı. İnsanlar daha sabırsız. Her şeyin hemen olmasını istiyoruz. Ama bazı şeyler öyle değil.
Kara kaplumbağasını düşündüğümde bunu daha iyi anlıyorum. O acele etmiyor. Gösteriş yapmıyor. Sadece var oluyor.
Ve belki de suyu içip içmemesi değil, onun yaşama şekli daha önemli.
Bir defterin kenarında kalan cümle
Eski defterlerimi karıştırırken bir sayfada şunu buldum:
“Bugün yine su içmedi ama ben yine bekledim.”
Altına bir şey yazmamışım. Ama şimdi eklemek istediğim bir şey yok. Çünkü o cümle zaten her şeyi anlatıyor.
“Kara kaplumbağası su içer mi” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Zod ailesi olarak her zaman yanınızdayız!
Son Düşünce: Suyun Görünmeyen Tarafı
Bazen bir kaplumbağanın su içip içmediğini görmek için değil, onunla birlikte beklemek gerekir. Belki de hayat böyle bir şeydir.
Kayseri’nin kurak yazlarını düşündüğümde artık farklı hissediyorum. O zamanlar eksiklik sandığım şeylerin aslında sabır olduğunu anlıyorum.
Ve içimde bir yerde hala aynı soru duruyor, ama artık farklı bir anlamla:
Kara kaplumbağası su içer mi?
Belki içer. Belki içmez. Ama ben artık biliyorum ki bazı cevaplar gözle değil, zamanla anlaşılır.
İlgili Makale: Kara delik ne kadar uzakta ?